Ada'nın yanlızlığı

Üniversite birinci sınıfta şahit olduğum bir aşktı . Ada annesi ve kız kardeşleriyle yaşayan babasını erken yaşta kaybetmiş ama hayata o kadar sıkı bir şekilde tutunmuş ki ailesini hiç bırakmamış ailesinin gurur kaynağı olmuştu. Arkadaşları arasında sevilen bir insandı çünkü...

Yaşayamadığım Aşklar

Bazen sadece seversiniz beklersiniz ama sevdiğinize,beklediklerimize,ulaşamazsınız. Her sonbaharda düşer aklınıza kelimeler yaşayama...

Hangi Tenlere Takıldın Dönmedin Hala Bana

Avazı çıktığınca bağırıyordu Yasemin. Belki de sesi kısılana kadar nefessiz kalana kadar bağırdı. Ama karşısında sanki bir insan yoktu. Tavana yakın asılmış saate hafif ayışığı vuran perdelere çerçevelerin asılı olduğu lila renginde ki duvarlara ama bir insan yoktu karşısında...

Zamanı Durdura Bilseydim Kalır Mıydın Benimle ?

O an uzaklardan gelirken gördüm seni yaklaştıkça hızlandı kalp atışlarım sanki zaman durmuştu yanımdan geçerken sadece bakakaldım senle konu...

Beyaz'ın Lekesi

Kocaman gözleri vardı ışıl ışıl parlayan sadece sevmeyi isterdi diğerleri gibi ama belki de aklına gelmezdi sevmek 16 yaşında sadece hay...

18 Mart 2015 Çarşamba

YAŞATAMADIKLARIM

İyi bakın insanların gözlerine ,çünkü bu gün size bakan gözler birden yok olabilir ve hiç olmamış onlara hasret yaşayabilirsiniz.Belki inanırsınız gittiğine belki de hala beklersiniz gelir diye.Bu sadece aşk ölüm değil kardeşlik arkadaşlık değil herşeyiniz olabilir.O yüzden iyi bakın sevdiklerinizin gözlerine...
Bazen öyle çok özlüyorum ki yaşarken beni bırakıp gidenleri yaşarken öldürmek zorunda olduğum güvendiğim insanları ama elden ne gelir ki giden gitmiştir aslında siz sadece özlersiniz.
Bugün farkına vardım biraz daha büyüdüğümün.Farklı olan benmişim aslında sadece ben insanların ''KARANLIKLARINA'' gözlerini kapatan. Hep güvendim dediğim insanlar aldı bir parçamı benden.
Her gün biraz  daha bir parçam çalındı ve kimse sormadı benden giderken çünkü tanıyamadığım insanlar vardı karşımda duran ve tek kelime hesap soramadığım yabancı gözler vardı.
Üzülmedim mi evet fazlasıyla herkese her gidene fazlasıyla üzüldüm..Hep nedenlerde boğuldum kendimce nefes alamadan uyudum ben gecelerce evet nefes almadan uyumak nefes alamayarak uyanmak değil. Her şey o kadar yalan iken siz neden benim bu kadar canımı gerçekten yaktınız diye ama ne bir sebep ne bir gerekçe bulabildim kendime hep avuttum sandım kendimi ama nedense geç fark ettim kendimi avutamadım. Bir sürü terk edilmişlik var içimde bir sürü sizden var içimde sadece bende değil hepinizin içinden giden bir sürü insan var ve her yeni bir  günde size eklenen başka bir insan o yüzden bırakın varsınlar yaksınlar canınızı sormayın gidene neden gittiğini vardır elbet bir çok sebebi siz içinizde yaşattığınız anılarınıza tutunun;Çünkü özlediğiniz insanlar en güzel anılarda kalmıştır onlar mutlu edecektir sizi bırakın orada özgürce dolaşın kimse engel olamaz ve kimse gidemez o kocaman yüreklerden.

NOT: ÖLMEDEN İNSANLARIN BİR GÜN ÖLECEKLERİNİ BİLİN YETER...

9 Ocak 2015 Cuma

İNANMADIM GİTTİĞİNE

Ellerin ellerimdeydi dün gece sanki yanı başımda idin bakıyordun yine bana eskisi gibi sonra ellerinle anlımda ki terleri silerek başımı okşadın sonra kokun sindi odama içime çektim çekebildiğimce.Adını geçiyordu yine dudaklarımda ismini sayıkladıkça susuzluğum yok oluyor doyuyordum sana bıkmak bilmeyen ben vardı içimde sonra gözlerimi araladım yine sen yoktun yanımda gideli tam sekiz ay olmuştu nedensiz nedeni bilmediğim gidişin. Düşünüyorum da seni hala eskisi gibi seni gelsen değiştirir miydin tanıyamadığım bu beni değişen bendim dimi aslında.Herkes bir şeyler söyledi sen gittiğinden beri bazıları alışmamı,bazıları unutmamı bilirsin dinlemem kimseyi ben sadece seviyordum hangi konuda akıl veriyorlardı ki bana sensizliğimi avutmam mümkün mü yoksa olmayan birini varmış gibi yaşamam mı ? Niye hayal kurmama izin verdin kızımız olacağına bile inandırdın beni bırakıp gitmeyi göze aldıysan niye sevdirdin kendini bana. Anlamıyorum her gün her yanımı sen kaplıyor açamıyorum kapıları gelemiyorum yanına her şey varken sen niye yoksun yanımda. Evet evet gitmen gerekiyordu etrafımdakiler hep bunu söyledi bana inanmadım gitmen gerektiğine.Biliyor musun ? Bahadır ile Lale evlendi sen yapmıştın aralarını zorla kandırmıştık beraber Bahadır'ı anlamıyorum işte onlar zorla tanıştılar hala beraberler senle ben tesadüfen tanıştık uzaktan görmüştüm seni ne tatlı gülüyordun karşıdan içime işledi gülüşlerin bakamadım etrafımdakilere sonra annem dokundu omzuma ;
-Hadi kızım gidiyoruz diye ne çabuk geçmiş saat seni izlerken o gece evlenenler mutluluğuydu o seni gördüğüm düğün ama benim miladım oldun o gece sanki damat sen gelin ben oldum.
Ertesi gün de aynı mahallede oturuyormuşuz onu öğrendim. Çok kızmıştım babama eski mahallemizi bırakıpta niçin bizi buraya getirdi diye.Şimdi hiç kızmıyorum ona  çünkü seni verdi bana .Sonra fırında karşılaştık elim ayağıma dolandı seni  görünce bakamadım yüzüne sadece fırındaki adamla muhabbetine tebessüm ettim sadece taze ekmek bekliyorduk ikimizde bana sırtını dönük olsanda görüyordum gözlerini içimden sesin kulağımda hala ne tatlı tatlı anlatıyordun galatasaray fenerbahçe maçını sonra ;
-Taze ekmek çıktı,
Sesiyle kendime geldim ekmekleri alırken tek katlı gazete kağıdı olunca elim yandı bırakıverdim ekmekleri elimden sen toparladın ve aldın eline 
-Dikkat et küçük kız demiştin bana. Ne çok kızmıştım sana sonra beraber çıktık fırından Soru yağmuruna tutmuştun beni 
-Ne zaman taşındınız 
-Baban ne iş yapıyor 
-Bu semtte tanıdğın var mı diye ??
Hepsine cevap verdim ama sana bu kadar yakın olmak fazla heycanlandırıyordu beni kelimeler zor çıkıyordu boğazımdan ,Sonra kavşakta ayrıldık evini gösterdin bana ben şurda oturuyorum iki katlı sarı evde  bana sordun sonra yokuşun sonunda diyebildim sadece
Eve gidene kadar ne çok düşündüm seni ama küçük kız dedin diye hala sinirliydim sana ama affediverdim hemen.
Üç dört gün sonra evimiz hırsız girmişti.Annemin altınları evde bulunan  bir miktar nakit para hafif elektronik eşyalar babam kriz geçiyordu resmen polisler gelseler de ne çare giden gitmişti.
O gün babamın yanında gördüm seni ne güzel teselli ediyordun babamı .
Akşamına sokakta yürüyüşe çıkmıştık Banu ile siz takıldınız peşimize,Sonra parkta oturduk siz geldiniz yanımıza Banu iki dk beni bekle hemen geliyorum deyip lavobaya koştu bense tak başıma sana bakmamak için zorluyordum kendimi ;
- Küçük kız gelmiyorsun artık fırına dedin,bana ve yanıma geldin babamı ve hırsızın bulunup bulanamadığını sordun cevap verebildim mi veremedim mi ? bilmiyorum ama  bütün gece seni anlattım Banu'ya o ben hallederim dese de  istemiyorum dememe rağmen sizin gittiğiniz kafelere çay bahçelerine götürdü beni.
İşte böylece yakınlaşmıştık tanımıştık birbirimizi sende az değilsin ama nişanlanana kadar hiç söylemedin beni  görünce aşık olduğunu dilinin konuşurken takıldığını yaklaşık beş yıl kadar benimleydin noldu da bırakığ gittin beni istemeye geldiğinde ellerin terliyordu benimse ellerim titriyordu. Kalbim durmuştu sanki babam hayırlısıyla olur dediğinde düğün hazırlıkları derken çok özlüyordum seni ama sonunda bitecekti bu patırtı kıyamet ne senin annenin istediği ne de benim annemin istediği kalacaktı geriye sadece bizim istediklerimiz olacaktı hep.
Bir sabah uyandım evdekiler uyuyordu .Sessizce bahçeye çıktım  hava sıcacıktı ve içimi aydınlattı yanda ki komşuya ;
-Günaydın dedim oda karşılık verdi
-Günaydın  düğüne az kaldı heycandan uyku tutmuyor galiba dedi.
Çok utandım aman ona neydi ki sanki içeri girdim .Mutfakta kahvaltı hazırladım anneme  kardeşime 
herkesi uyandırdım öperek kahvaltıyı yapıp Banu ile size gelecektik.
Annemin ilaçlarını getirmeye gittim içeriden o sıra da telefon çaldı annem açmış telefonu ;
İçeri geldiğimde ağlıyordu.
- Ne oldu anne babama bir şey olmuş dedim 
cevap vermedi yine tekrarladım yine cevap vermedi .
Sonra elinden telefonu aldım tanıdık bir ses :
-Cemal kaza yapmış hastanedeymiş Emine abla diyordu
Hemen montumu alıp size gittim .anneannen açtı kapıyı ağlayarak 
-KOŞ Kızım git Cemal'in yanına dedi.
Koşarak çıktım yola ilk bulduğum taksiye bindim ağlamadım ama hiç biliyordum sen bırakıp gitmezdin beni ağlayanlar tanımamış seni .
Hastaneye girerken ablan tuttu kolumda ağlamaktan gözleri şişmiş elleri titriyordu.
-NEREDE CEMAL dedim
Ses vermedi hiç sonra koşarak içeri girdim baban sarıldı bana 
-BAŞIMIZ SAĞ OLSUN KIZIM dedi
İnanmadım seni görmek istiyordum sadece kimse izin vermedi seni görmeme görsem bırakmazdım seni yollamazdım o buz gibi soğuk toprakların altına avazım çıktığınca bağırdım herkes beni tutmaya çalışıyordu sonra ağlayamaz oldum uyandığımda hastane odasındaydım bayılmışım kaç saat oldu bedenin soğumuş mudur? diye düşünerek fırladım yataktan.
Yine tuttular beni zorla eve götürdüler. Duramıyordum yerimde ağlamakta içimin acısını kesmiyordu.
Sonra kapı çaldı senden bir haber çıktım odaya kapıdaki terzinin çırağı Hülya idi
Gelinği getirmiş kızın üstüne yürüdüm babam tuttu beni duymadı mı ? Senin gittiğini elinden aldığım gibi kutuyu fırlattım yere.yine bayılmıştım o sinirle ayakta duramıyordum sürekli sankinleştırici veriyorlardı bana. Ertesi gün size geldim sen yoktun evde niye değildin orda kalabalık niye sen sevmezsin ki kalabalığı kim bu insanlar hepsi senin için gözyaşı döküyorlar.Bırakıp gittin beni şimdi seni kaybettiğim günden bu yana dokuz ay geçti ama hala çok seviyorum seni

NOT :BAZI ÖLÜLER KALBİ ATAN BEDENLERDE GÖMÜLÜDÜR
...

28 Aralık 2014 Pazar

DEĞERLİ İNSANLAR

Bazıları vardır her zaman değerli olan ama kolay vazgeçtiklerimiz ilk değerli olanlardan vazgeçeriz. onların en küçük hataları onları gözümüz kapalı geride bırakmamıza sebep olur. Çünkü onlara zamanımızı vaktimizi fazlasıyla veririz her geçen gün ufacık şeyler birikir ve gün gelir ve içimizde tuttuklarımız kum taneleri gibi dökülür ortaya kum taneleri zarar verir sevdiklerimize canı yanan kalırsa yanında kıymeti bilinmelidir. İlk gidenler zaten gitmek istedikleri için bahane beklemişlerdir ve ilk fırsatta gitmişlerdir.Değer vermemek olmaz hayatta insanları seveceksin insanları gözü kara seveceksin bırakmamak için elinden geleni yapacaksın ama illa gitmek isteyenler olacak onların da gitmesine izin vermeyeceksin ama yanında durdukça sen zarar vermeyeceksin boğmayacaksın onları gerektiğinde onlar gelecek yine yanına ama bırakıp gittiklerine pişman olacaklar  belkide ama gitmeyenlerle aynı değerde olmayacaklar ...

24 Aralık 2014 Çarşamba

Vazgeçmez Deliler Sevdiklerinden

Vazgeçemediklerimiz vardır. Her gün biraz daha bağlandıklarımız ama vazgeçemeyiz işte günden güne çok severiz sevdiklerimiz sevildiklerini bilmeden severiz vazgeçemeyiz onlardan.Böyle seviyordu Hakan Karşılığı olmadan karşılık beklemeden tek taraflı kocaman seviyordu. Bir zamanlar aynı iş yerinde bile çalışmışlardı orada çalışırken de sevdi Figen' i belli etmedi kimseye tek başına çaresizce. Günden güne daha çok istiyordu onu görmeyi saatlerce uzaktan izlemeyi. Nasıl anlatırdı bu aşkı birilerine ne derlerdi ona nasıl sevdiğini bilmeden.Her sabah erkenden uyanırdı o işe giderken onu görebilmek için  görüyordu onu ama söyleyemiyordu onu sevdiğini. Bilse Figen Hakan'ın onu bu kadar çok sevdiğini belki o da severdi diye düşünmeden edemezdi kendi kendine.Her gece karar alırdı yarın sabah söylerim diye. Her sabah olduğu gibi bu sabahta söyleyemezdi onu her gün biraz daha sevdiğini birikirdi içinde ama vazgeçmezdi söyleyemedi diye.Bir sabah erkenden hazırlandı kararlıydı bu sefer söyleyecekti Figen'e hazırdı tüm biriktirdiği sözler çıkacaktı karşına Seviyorum seni böyle böyle diye .Her sabah beklediği marketin oradaydı Hakan bu sefer geçmek bilmiyordu zaman gelse de söylesem diye kıvrandı durdu bakkalın yanına. Sonra birden bir ses oldu arka sokakta bütün esnaf çıktı baktı sağa sola birden herkes koştu arka tarafa .Hakan merak bile etmiyordu Figen geçer de görmez diye. Önce polis arabası geldi arka mahalleye sonra bir ambulans  ve etrafta  ağlayan kadınlar mırıldanıyordu bir şeyler :-Genç kızdı yaşar inşallah-Abisi yüzünden basmışlar evi -Ben de gelen giden görmedim silah sesine çıktım sokağa Bir sürü şey mırıldanıyordu kadınlar ama Hakan saate bakıyordu durmadan nerede kalmıştı gelmemişti halaSonra bir polis geldi bakkala Mehmet amca sordu;-Hayırdır kardeş ölen kalan var mı diye-Figen ALAGÖZ  ağır yaralı abisi Zafer'de yolda kaybetmiş hayatını dedi.
 Hakan sadece Figen ismini anlamıştı yada anlamak istemişti.Şimdi ismi Deli Hakan aynı bakkal market oldu Figen abisinin kumar borcu yüzünden toprak oldu ama Hakan her sabah aynı saatte bekliyordu Figen'i işe gider diye tam sekize on kala gülümserdi Figen geçer gibi ama hiç vazgeçmedi beklemekten belki yıllar sonra bile bekler Hakan orada sevdiğini.
NOT:VAZGEÇMEZ İNSAN GİTSE DE BEKLER SEVDİĞİNİ 

''PEMBE YALNIZLIK''

Yalnızlık seçilir mi ? 
Seçilir tabi ki her seçilenin seçeneği olduğu gibi yalnızlığında vardır. Seçenekleri ister zorla kabul edersin yalnızlığı ya da mahkum edilirsin yalnızlığa. 
Ya biz iteriz başkalarını yalnızlığa ya onlar bizi vardır işte yalnızlığında kendince seçenekleri ama bir şey vardır kesin olan. KİMSE İSTEMEZ YALNIZLIĞI.Hava gibidir insanın yanındaki insan bazen boğar seni bazen de nefes almana yardımcı olur ama insan lazımdır insana ister sevgili, ister arkadaş, ister anne baba,ama lazımdır biri insana.Tek başına yapamaz ki insan bilemez neyin doğru neyin yalnış olduğunu bilemez. İnce bir fark vardır arada yanında insan varken de bilemez yalnış olanı doğru olarak yaptığını. Adem babamızda bilemedi yanında insan varken Elmanın haram olduğunu aldattı onu da bir insan. Ne nedenle istemeyiz yalnız kalmayı bilemeyiz hiç bir zaman ama yalnızlık acı verir insana hep korkutur bizi o zaman karanlıklar korkarız her türlü yalnızlıktan.Gidenin arkasından ağlarız yeri boş kaldı diye. Bir de bizim yolladıklarımız varken yaşarken yalnız bıraktıklarımız o zaman acımaz canımız. Biz atarız başkalarını o karanlığa fark eder mi yalnız kalmanın bırakmanın şekilleri ama yalnızlık varoluştan beri vardır insana o yüzden kabul etmeli yalnız doğup yalnız öleceğine. Farklıyız yalnız olan bizler kabul ettik hayatın doğasını ama vazgeçmiyoruz sevdiklerimizden.Bir de zoraki yalnızlıklar var mecbur bırakırız sevdiklerimizi işte bunlar masum pembe yalnızlıkları ortaya koyarlar. En tehlikeli olandır pembe yalnızlık tek taraf değil iki tarafta acı çeker istemeseler de yalnız kalır sevenler 

NOT: DÜN SEVDİK  DİYE GİTMESİN BUGÜN SEVİLENLER 

Bir Tek Kiraz Küpe

Rüzgarda dağılıyordu saçları,yüzüne vuran güneşten bakamıyordu gökyüzüne sonra kırmızı , kıpkırmızı önünde tokaları olan  ayakkabılarını çıkardı ve çimlerin üstünde koşmaya başladı.Sonra en sevdiği oyuncağıyla oynuyordu yan komşunun kızıyla.Adı gibiydi kendi de ipek gibi saçları vardı .İpekti adı kendi gibi güzel olan  duvarlar arkasından bakardım ona yaklaşamazdım hiç yanına  utanırdım hep.Nelerden utanmadım ki ben  çocukluğum da .Annem sokakta beni azarladı diye, sokaktaki insanlardan.Yemek üzerime döküldü diye masada ki herkesten utandım ben . İçimden geçenlerden bile utanırdım ben yanaklarım hemen kıpkırmızı olurdu işte. İpeği görünce de öyle olurdum uzaktan böyle olurken yanına nasıl giderdim.Sekiz yaşında küçücük bir adamın aşkıydı benim ki onu uzaktan gözetlerdim ona zarar gelmesin diye.Bir gün yine arka bahçeden sesleri geliyordu.Yine toplamıştı tüm mahalleyi yanına herkes çok severdi onu büyük ablalar bile çok güzel kız ''Maşallah'' diye herkes onu bu kadar çok severken nasıl söylerdim ona , onu bu kadar çok sevdiğimi diğerleri gibi sanırdı benim bu sevgimi. Duvarın üzerinden izliyordum onu yavaş yavaş dağılıyordu herkes etrafından en sevdiği arkadaşı kalmıştı yanın da birden bir ses duyar gibi oldum. Evet evet onun sesiydi. Bulamıyorum diye bağırdı . Ağlamaya başlamıştı  bembeyaz olan yüzü kıpkırmızı oluvermişti birden. ağlamaklı konuşmalar arasından anladığım kadarıyla bir şey kaybolmuştu. Sonra annesi geldi tesselli etti.Merak ettim neydi kaybolan bu kadar değerli olan annesi kucağına aldı sarıp sarmaladı onu evine götürdü.Hemen  oyun oynadıkları yere gittim. Hava kararmak üzereydi köpek sesleri içimde bir korku uyandırdı.Ama vazgeçmiyordum bakıyordum sağ sola biraz daha böyle devam ediyordum birden babamın sesiyle irkildim.
-Mustafaaa diye 
birden kendime geldim ve hava iyice kararmıştı 
-Yemek hazır hadi eve 
Koşarak fırladım olduğum yerden hemen duvardan atladım ellerimi yıkadım ve içeriye girdim 
Annem okşadı başımı ve masaya oturduk yemek yedik hep beraber herkes bir sürü şeyden bahsediyordu.Duymadım hiç bir şeyi aklımda ne kaybetti acaba diye düşünmekten .
Sabah olmuştu böyle sabah on gibi evin arka tarafına gittim baktım İpek yoktu orada oynamıyordu. Arka bahçe de akşama kadar öyle bekledim kimse gelmemişti. Akşamdan akşama arıyordum ne kaybettiğini bir hafta sonra öğrendim İpek'in babasının tayini çıkmış evi toparlamaya başlamışlar.
İçimden en ağır sözleri söylüyordum babasına Gidemez götürmez onları diye.
Sonra gelmişti gidecekleri gün annemle onların evinin bahçesindeydik.
Herkes mutsuzdu ama gidiyorlardı neden mutsuzlarsa gidiyorlardı anlamadım insan sevmediği şeyleri yapmaz ki neden yapıyorlar neden gidiyorlar.
İpek gideli bir ay geçti ben hala kaybettiğini arıyordum. Bir sabah erkenden uyandım. ve koşarak arka bahçeye geldim. Erik ağacının altına uzandım. Gökyüzüne bakmaya başladım ne güzeldi bulutlar hepsinin ayrı bir şekli vardı.Sonra birden  sırtıma iğne ucu kadar bir şey battı anlamadım ama canım yanmıştı hafif doğruldum yere baktım ''KIRMIZI KİRAZ  KÜPE'' elime aldım diğer tekine baktım ama yoktu orada. İpek'in küpesi idi bu kaybettiği  için ağladığı onu kıpkırmızı yapan şey buydu .Birden sevincim yarım kaldı o yoktu burada nasıl vercektim bunu ona.

Şimdi 25 yaşındayım kiraz küpenin hala teki bende ara sıra açar bakarım. 
'' İLK AŞKIMDI O UNUTAMAZDIM ONU '' 

23 Aralık 2014 Salı

Bırakma Bizi ANNE !!

Yaşanmışlıklar kokan evdi burası  her şey sanki canlanacak hemen hemen her şey geçmişten geliyordu. Camdan esen bir rüzgar bile geçmişin kokusunu taşıyordu. Duvarların incelmiş olması işleri boşalıyordu uğultular yaşanmışlıkları canlandırıyordu tavandaki çatlaklarda gözden kaçmıyordu.Sanki bir sürü şey maziye aitti Özlediğim bir kokuydu belki ama hemen kara hatıralar çıkıverdi gün yüzüne. Gözlerim birden dolu verdi aklıma geldi bu evde  kopan çığlıklar.Annem sinir hastası bir kadındı sürekli döverdi bizi hep lanetli olduğumuzu söylerdi batıl inançları olmamasına rağmen bizim birer şeytan yavrusu olduğumuzu söylerdi.Babam ise sessiz sakin bir adamdı olandan bitenden haberi olmazdı hiç. Elleri üstü başı toprak içinde gelirdi eve yorgun alnından akan terini silerdi eve girince özenirdim babama onun gibi kocaman bir adam olmak için annem çünkü o zaman annem bizi dövemezdi. hem kardeşimi hemde kendimi kurtara bilirdim diye düşünürdüm ama kardeşim  beş yaşındaydı sarışın mavi gözlü bir çocuktu ben ise onun tam tersine esmer kıvır kıvır saçları olan kömür gözlü bir çocuktum kömür gözlü olduğumu da anneannemden bilirdim annem sevmezdi çünkü beni böyle. İlk okula başladığım gün herkesin annesi elinden tutmuş üstlerini başlarını düzeltiyordu
.Ben ise annemin beni çekiştire çekiştire okula götürmesi elimin acıdığını söylediğimde daha da sıktığını hissetmiştim çoğu çocuk ağlamıştı ilk derste ben ise en arkada sessiz sessiz oturuyordum ufacık boyum vardı birde çok cılızdım. bakışlarım herkese ürkekti korkardım insanlardan herkes annem gibi sanırdım.Öğretmenimden uzun siyah saçları olan yuvarlak gözlükleri olan hafif toplu bir kadındı. Beni en sıraya koydu ve saçımı okşadı adımı sordu sadece sesim titrek cevap verdim .
Hasan diyebildim . yine saçımı okşadı .İçimde her saçımı okşadığında bir sıcaklık oluşurdu sanki bir şey eksikti ve o an doluyor gibiydi okula gitmek için erkenden yatar sabah giderdim sınıftakiler benle hiç oyun oynamasa da senin annen deli deseler de aldırış etmezdim hiç öğretmenim vardı. İki senem böyle geçmişti. Her gün okul  çıkışında ve gitmemek için kendimden büyük olan okul çantamla oyun oynayan çocuklara bakmak olurdu. Sonra biraz daha büyüdüm üçüncü sınıfta idim ama bir de sünnet denen dava çıkmıştı hay aksi ne korkutmuşlar beni hala aklıma gelince gülüyorum sünnet olacağından bir gece önce annemin tanıdığı kadınlar bizde toplanmıştı kardeşimle bana erkenden parlak kumaştan pijamalar giydirilmişti amcamın oğlu da bu gece sünnet olacağımızı ve baltayla pipimizin kesileceğini söylemişti onu hep domuza benzetirdim evet gerçekten de öyle bir çocuk nefret ediyordum ondan.tabi ben kardeşimi alıp tavukların olduğu kümese saklanmıştım. Tabi yarım saat sonra bizi buldular birde baktım annem evire çevire bizi banyoya soktu kardeşimi de beni de bağırta bağırta yıkadı birde banyodan çıkınca dayak yemiştim sırtımda el süpürgesinin izleri bacaklarım da dişlerinin izleri vardı sabah kaçmayı bırak kıpırdayacak halim yoktu konvoy falan derken eve geldik o kadar yorgundum ki zorla üstümü çıkardılar.beyaz uzun gömlekle sünnetçinin önünde uzanmıştık kardeşimle beraber bacaklarımda ki diş izlerini ve belimde olan morlukları gördü üzülmüştü ben hissetmiştim bunu benim canımı yakmazdı pipimi kesmezdi. kesmedi de  ama orası değildi acıyan neresinin acıdığını da bilmiyordum annem beni hiç mi sevmiyordu acaba ben olmasam daha iyimi olur diye düşünüyordum hep ben ne yapmıştım ona bu kadar beni hiç sevmiyordu sonra bir gün bana keşke seni doğurmasaydım diye var gücüyle bağırdı bir köşeye sıkışmıştım ama elimden bir şey gelmiyordu.Sonra kardeşime seslendi ağabeyine vur yoksa ben seni döverim dedi ne kadar dövebilirdi ki üstüme çıkarak o küçük elleriyle bana vuruyordu annem bütün öfkesini bırakıyordu kıpırdamadan karşılık vermeden duran bedenime sonra babam girdi içeriye ne olduğunu anlayamadan aldı annemi üzerimden ve anneme vurmaya başladı.Yattığım yerden zar zorda olsa kalkabildim annemin dudağı kanıyordu babamın önüne geçmeye çalıştım sesim çıktığınca bağırıyordum vurma baba ben yaramazlık yaptım annem ondan dövdü beni diyebildim sadece sessizce kenarda ağlıyordu küçük kardeşim ona sarılmıştı korkmuştu ben alışıktım bunlara ama annem değildi ittim babamı var gücümle dokunma diye bağırdım kim ne derse desin annemdi deli deseler de saçımı okşamasa da annemdi o benim içimdeki özlemdi bu haykırışlarım annemdi o benim .Sonra ilkokul dördüncü sınıfta idim annem eskisi dövmüyordu beni hastalanmıştı çünkü babam elindeki herşeyi satmış kimseden bir şey istemeden hastane hastane geziyordu annemle birlikte sonra birden ameliyat olması gerektiğini öğrenmiştim neydi ameliyat annemi iyi eder miydi diye düşünürken babam çıkageldi biz iki kardeş kalıyorduk amcam ve yengemin çocukları ile kalıyorduk.Okul dönüşüydü babam amcamın kapısında yüksek sesle tartışıyordu sonra domuz olan Bilal geldi yanıma baban sizi kimsesizlerin kaldığı yere verecek demişti inanırmıyım dövdürür müyüm bir daha kendimi sonra eşyalarımızı toparladı. Bilal ilk defa kandırmamıştı beni doğruyu söyledi ne bileyim inanmadım ben bu sefer inanmak istemedim ve babam götürmüştü bizi oraya bir sürü çocuk vardı orada kardeşim hemen kaynaşmıştı onlarla ben cam kenarından babamın bizi bırakıp gidişini izledim babam söylemese de annem  ölmüştü bizi dövse de bırakmazdı bizi buralar da çok kızdım babam keşke annemi son kez görmeme izin verseydi diye bizi bırakmış boynu bükük ilerliyordu o bitmek bilmeyen yolda sonra her gece annemi görüyordum rüyalarım da çok sevmese de beni hep dövse de o şekilde görsem de rüyalarım da hala özlüyordum ne olursa olsun annemdi o benim bırakıp gitmeyecekti beni ve kardeşimi  çünkü daha başımı bile okşamamıştı sarılmamıştı oğlum diye görememişti benim babam gibi kocaman adam oluşumu bu şekilde kızıyordum anneme . Bir sabah amcam çıkıp geldi bizi ziyarete gelmiş bir de dedi ki annen size bunları yolladı. Utanmıyor muydu koskoca adam yalan söylemeye baban gelip sizi alacak dedi inanmadım sarılmadan gittim amcama yatağa yattım ve ağlamaya başladım utanmıyordum orada ağlamaya orada herkes ağlardı bir köşe de ateşim çıkmış gecesine sabaha kadar annemi istemiş ama gelen olmamış yine iki gün sonra yataktan çıkabildim o da babam gelmiş öylelikle kalkabildim .Birden eşyalarımızı topladılar bizi giydirdiler ve babamın yanında aldım soluğu babam bize öyle bir sarıldı ki o da pişman belli ki bizi bıraktığına dedim affettim hemen babamı elimizden tuttu ve eve geldik. İçerisi kalabalıktı bir sürü insan herkes geçmiş olsun diyordu birine sonra kalabalık aralandı karşımda annem duruyordu. kalakaldım öylece sarılamadım yine kardeşim de gidememişti farklıydı görüntüsü ama anneydi o elini uzattı gel diye gittim yavaşça yanına usulca tuttu elimi bu sefer dövmek için değildi sarıldı sımsıkı bana ve kokumu çekti içine ben de ilk defa duyuyor gibiydim onun kokusunu iyice sarıldı bana usulca affet beni dedi affettim dedim bende hemde çoktan hem ben sana hiç kızmıyordum ki sana hep ol da döv anne dedim gitme sakın bir yere deyip sarıldım bir daha doyamamıştım o günden sonra anneme ne olursa olsun başınız da olsun anneniz 

NOT : KİMSESİZLERİ KİMSE ANLAMAZ ONLARDAN BAŞKA