24 Aralık 2014 Çarşamba

Bir Tek Kiraz Küpe

Rüzgarda dağılıyordu saçları,yüzüne vuran güneşten bakamıyordu gökyüzüne sonra kırmızı , kıpkırmızı önünde tokaları olan  ayakkabılarını çıkardı ve çimlerin üstünde koşmaya başladı.Sonra en sevdiği oyuncağıyla oynuyordu yan komşunun kızıyla.Adı gibiydi kendi de ipek gibi saçları vardı .İpekti adı kendi gibi güzel olan  duvarlar arkasından bakardım ona yaklaşamazdım hiç yanına  utanırdım hep.Nelerden utanmadım ki ben  çocukluğum da .Annem sokakta beni azarladı diye, sokaktaki insanlardan.Yemek üzerime döküldü diye masada ki herkesten utandım ben . İçimden geçenlerden bile utanırdım ben yanaklarım hemen kıpkırmızı olurdu işte. İpeği görünce de öyle olurdum uzaktan böyle olurken yanına nasıl giderdim.Sekiz yaşında küçücük bir adamın aşkıydı benim ki onu uzaktan gözetlerdim ona zarar gelmesin diye.Bir gün yine arka bahçeden sesleri geliyordu.Yine toplamıştı tüm mahalleyi yanına herkes çok severdi onu büyük ablalar bile çok güzel kız ''Maşallah'' diye herkes onu bu kadar çok severken nasıl söylerdim ona , onu bu kadar çok sevdiğimi diğerleri gibi sanırdı benim bu sevgimi. Duvarın üzerinden izliyordum onu yavaş yavaş dağılıyordu herkes etrafından en sevdiği arkadaşı kalmıştı yanın da birden bir ses duyar gibi oldum. Evet evet onun sesiydi. Bulamıyorum diye bağırdı . Ağlamaya başlamıştı  bembeyaz olan yüzü kıpkırmızı oluvermişti birden. ağlamaklı konuşmalar arasından anladığım kadarıyla bir şey kaybolmuştu. Sonra annesi geldi tesselli etti.Merak ettim neydi kaybolan bu kadar değerli olan annesi kucağına aldı sarıp sarmaladı onu evine götürdü.Hemen  oyun oynadıkları yere gittim. Hava kararmak üzereydi köpek sesleri içimde bir korku uyandırdı.Ama vazgeçmiyordum bakıyordum sağ sola biraz daha böyle devam ediyordum birden babamın sesiyle irkildim.
-Mustafaaa diye 
birden kendime geldim ve hava iyice kararmıştı 
-Yemek hazır hadi eve 
Koşarak fırladım olduğum yerden hemen duvardan atladım ellerimi yıkadım ve içeriye girdim 
Annem okşadı başımı ve masaya oturduk yemek yedik hep beraber herkes bir sürü şeyden bahsediyordu.Duymadım hiç bir şeyi aklımda ne kaybetti acaba diye düşünmekten .
Sabah olmuştu böyle sabah on gibi evin arka tarafına gittim baktım İpek yoktu orada oynamıyordu. Arka bahçe de akşama kadar öyle bekledim kimse gelmemişti. Akşamdan akşama arıyordum ne kaybettiğini bir hafta sonra öğrendim İpek'in babasının tayini çıkmış evi toparlamaya başlamışlar.
İçimden en ağır sözleri söylüyordum babasına Gidemez götürmez onları diye.
Sonra gelmişti gidecekleri gün annemle onların evinin bahçesindeydik.
Herkes mutsuzdu ama gidiyorlardı neden mutsuzlarsa gidiyorlardı anlamadım insan sevmediği şeyleri yapmaz ki neden yapıyorlar neden gidiyorlar.
İpek gideli bir ay geçti ben hala kaybettiğini arıyordum. Bir sabah erkenden uyandım. ve koşarak arka bahçeye geldim. Erik ağacının altına uzandım. Gökyüzüne bakmaya başladım ne güzeldi bulutlar hepsinin ayrı bir şekli vardı.Sonra birden  sırtıma iğne ucu kadar bir şey battı anlamadım ama canım yanmıştı hafif doğruldum yere baktım ''KIRMIZI KİRAZ  KÜPE'' elime aldım diğer tekine baktım ama yoktu orada. İpek'in küpesi idi bu kaybettiği  için ağladığı onu kıpkırmızı yapan şey buydu .Birden sevincim yarım kaldı o yoktu burada nasıl vercektim bunu ona.

Şimdi 25 yaşındayım kiraz küpenin hala teki bende ara sıra açar bakarım. 
'' İLK AŞKIMDI O UNUTAMAZDIM ONU '' 


Tepkiler:
{[[''],['']]}

0 yorum :

Yorum Gönder